Cuma, Ağustos 10, 2007

ÇÜRÜYEN OTLAR

ÇÜRÜYEN OTLAR

Bilinmez hangi şehirde
Yaşarsın aşktan habersiz,
Küçük çakıl taşım, nasıl bulayım!
Kaybolmuşsun bir kocaman nehirde.

Bu kimin çocuğu, der, seni görenler.
Benim çocuğum, diye, sesim gelir uzaktan.
Bunca kötülüğü bağışlatır bakışın
Yanakların kızarır ağlamaktan.

Bir gün sokakta rastlasam, ellerini
Alsam avuçlarıma okşasam.
Sıcaklığını tanır da mısralarımdan
Kız kardeşimsin sanırlar belki.

Sen orada, ben burada
Birbirimizden habersiz
Ayrı yaylalarda yeşeren otlar gibi
Bekleye bekleye çürüyeceğiz.

Cahit Külebi

Bu şiiri kendim keşfetmedim. Üniversitenin son senesiydi sanıyorum. Yurdagül bir gün geldi dedi ki... Bak! seni anlatan bir şiir. Fotokopisini çektirdik. Ya da o çektirip getirdi hatırlamıyorum. O gün bugündür.Ankara'daki odamın panosunda asılı durur o fotokopi. Ne zaman okusam içimi bir hüzün kaplar. Gözlerim sulu sulu oluverir.

Şiir iki bölümden oluşuyor ama benim en çok beğendim ve kendimi yakın bulduğum yeri ilk bölümü.

Kalabalıklar içinde yalnızız. Yastığınıza başınızı koyduğunuz anda. Büsbütün gerçeklik buluyor bu duygu. Yalnızlığı sevenlerden miyim? Aslında değilim. Ama dönem dönem kabuğuma çekilesim geliyor.

Geriye dönüp baktığımda geçirdiğim kişilik olgunlaşması beni gururlandırırken, geçmişte yaşadığım ya da yaşattığım şeyler benim yakamı bırakmıyor. Şu aralar kafamdan gitmeyen hatta bu satırları yazarken gözlerimin sulu sulu olmasına neden olan annemin yıllar önce bana sürpriz bisiklet hediye etmesi. Benim buna çok sevinmiş görünmemem sanıyorum. Hatırladığım sahne bisiklet kapıya gelmiş o sıra annem işte. Ben annemi aramıyorum sanırım. Çok net değil her şey ama bir eksiklik, bir eziklik bir suçluluk duygusu hakim o anı düşündüğümde. Annem insan arar teşekkür eder gibilerinden bir şey diyor ama o da net değil.
Şimdi o günü düşündüğümde kendimi odun gibi hissediyorum. Bir insan sizi mutlu etmek için belki de sıkıntıya girerek bir şeyler yapıyor. Ama beklediği tepkiyi alamıyor. Bu nedenle belki insan ilişkilerimde artık daha çok alınganım ve daha çok beklentim var. İnsan özür dilemeyi ve teşekkür etmeyi bilmeli. Kendine yük geliyorsa bile bazı şeyleri karşısındakini mutlu etmek için yapmalı.

Daha bir çok beni suçlu hissettiren o güne dönsem çok farklı davranırdım diyeceğim anılarla dolu aklım. Yalnız yaşamaya başlayınca insan kendini daha çok dinler oluyor. Ne yazık ki!

Blogun adı çakıltaşı çünkü ben bir çakıltaşı'yım :) Sanırım bu dünyada en çok gurur duyduğum şey ismim. Bir de solaklığım. O yüzden ismimin çok yaygınlaşması hoşuma gitmiyor. Sanki o sadece bana aitmiş gibi hissediyorum. Tabii ki öyle bir şey olması mümkün değil. Bu konudan bahsederken aklıma bir anım geldi. Yıllar önce heralde 15 yıl olmuştur. İstanbul’dan kendime Gön marka deri bir kemer almıştım. Sonra pino da beğenerek kendine aynısından almıştı. Yapmadığımı bırakmamıştım. Hatırlar mı bilmem. Komik bir benciliğim varmış. Keşfettiğim şeylerin bana özel kalmasını istemek gibi. Şimdi öyle biri değilim umuyorum. Güzel bulduğum her şeyi paylaşmaya çalışıyorum. Tabii ismim hariç o bana ait kalsın her zaman :)

4 yorum:

anil dedi ki...

Güzel Çakıltaşı'm(ız),

Geriye dönüp iyi ve kötü anılarımızı kurcalamak, sanırım içinde bulunduğumuz yaş döneminin getirdiği birşey. Çünkü ben, birkaç arkadaşım daha ve yazdıklarını okuduğum kadarıyla sen... aynı şeyleri yaşıyor ve hissediyoruz.

Bence annene teşekkür etmek için geç kalmış sayılmazsın. Ayrıca ben isminden ve solaklığından öte başlıbaşına senden gurur duyuyorum ve seni tanıdığıma çok seviniyorum.

Pino'nun seninle ilgili yazdığı postu okudum... Ne kadar sağlam ve uzun soluklu bir dostluk! Kıskandığımı söylemeden geçemeyeceğim :)

Ankara'dan sımsıcak sevgilerle...

cakiltasi dedi ki...

Anılım,

Haklısın yaşlarımızın bizden habersiz sessiz sedasız ilerliyor olması bizim için yakın geçmişi ama esasen uzak geçmişi daha unutamamış olmamız sil baştan her şeyi kurcalamamıza sebeb oluyor.

Yazdıkların çok güzel kendimi çok özel ve iyi hissetmeme sebep oldu.Bil ki senin dostluğun ve arkadaşlığın da benim için çok özel çok teşekkür ederim.

Pino benim ilkim ama hepiniz benim için birer pinosunuz.

pino dedi ki...

Kızım Bülo ile birlikte bile o kadar ilk yaşamamışız biz:)) Hani erkek olsam alırdım seni he he:))
bu arada kemeri hatırlamadım vallahi:)))

cakiltasi dedi ki...

Hehehe meşhur gön kemerimiz yav. Bunak seni.