Pazartesi, Haziran 22, 2009

ÖYLE BÖYLE



Mekanlardan birinin manzarası


Dün en uzun gündüzü yaşamışız.
Kafamda o kadar çok şey var ki! Neyi yazsam bilmiyorum.

Uludağ Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran'ın durumunu gazetelerde okurken birşey yapamıyor olmaktan yapmamaktan son derece üzüntü duydum. Ülkede el üstünde tutulacak insanlar kasıtlı eziyete uğruyor sanki. Ama iki lafı biraraya getiremeyen, sokakta görsen yüzüne bakmayacağın adamlar ise devlet yönetiyor ya da devlet kadrolarında.
İnsan nasıl bunalıma girmez? Nasıl sorgulamaz? Ben ne suç işledim acaba diye. Gazetevatan.com Yayın Yönetmeni Aylin Duruoğlu'nun başına gelenler de vallahi akıl alacak gibi değil. Ben de dün bir arkadaşımla rastlaştım. Telefonlarımızı aldık verdik. Şimdi o bir yerde silahlı çatışmaya girse, öldürülse(allah korusun) telefon kayıtlarına baksalar beni bulsalar ben suçlu mu olacağım. Bu ülkede gerçekten yaşananlar sineye çekilecek cinsten değil.

Sonra piknik dönüşü kaza yapan minibüste ölen çocuklara da çok üzüldüm.

Gazeteleri öyle ıncık cıncık okumuyorum artık. Gidişattan haberdar olmak asabımı bozuyor.

Neyse hafta sonu neler yaptığımızdan bahsedeceğim biraz da.

Cumartesi günü çınarlarım İstanbul'a geldikleri için onlarla azıcık da olsa görüşme fırsatım oldu. Evimi ve yumuğumu gösterdim. Ama karpuz bile kesemeden gittiler. Bir dahaki sefere umarım. Çınarım sizi taksi durağına bıraktıktan sonra fesleğenciye rastladım. İki tane kocaman fesleğen aldım:)

Pazar günü de cumartesi gününden başlayan gitsem mi gitmesem mi'ye son noktayı koyarak karşıya gitmeye karar verdim. Hatta gitmeye karar vermemde ki etken evde ekmek olmayışıydı. Oben Abla'mı arayıp. Evden ekmek almaya çıkacağıma size kahvaltıya geliyorum dedim:)

Sonrasında Beyoğlu'na gidecektim. Onlar da gideceklerdi. Birlikte çıktık. Ben direksiyonda onlar yanımda Taksim'e vardık. Cihangir de pek de güzel park yeri bulduk. Taksim'e arabayla gelip otopark'a bırakmayarak kendi zincirlerimi kırmış oldum. Kuzenim Design Weekend kapsamındaki yerleri ve cihangir'i tavaf etmek istediği için ben de onlara takıldım. Elde Design Weekend haritası mekanlara girip çıktık. Bazı mekanlar kafelerdi. O yüzden oldukça ilginç bir gezi oldu. Sonra Asmalımescit'ten geçerken Sokak Bar'ı göstermek istedim. Ancak sukut-u hayal'e uğradım çünkü kapanmıştı. İnanamadım, neden kapandığını anlayamadım. Sanki geçmiş ve gelecek benle alay eder gibiydi. Üzüldüm.



8 yorum:

* ஐ * : ) Stil Direktörü ( : * ஐ * dedi ki...

Güzel de anlatmışsın gezmiş gibi geldi bana da.

cakiltasi dedi ki...

teşekkür ederim stil direktörü:)

cinar dedi ki...

ekmek almaya çıkacağıma size gelirim ha :)) Ay süpersin Çakılım ya. bize de gelsene :) hem arabanla bilem gelebilirsin. 3 saat bak diyeyim ben sana :))Oben ablana gitmekle aynı zaman olabilir yani İstanbul şartlarında.
Biz de dün pazardan taze fesleğen aldım. bir de makarna yaptık fesleğenli. valla tavsiye ederim :)

cakiltasi dedi ki...

hehe ekmek ittirici güç oldu:)

belki gelirim çınarım ya iyi fikir bana da macera olur.

ay ne güzel olmuştur taze fesleğenli makarna. ben de mısır çarşısından aldığım ama iki yıldır bitiremediğim kuru fesleğeni kullanıyorum:)

bu cuma fesleğen de alayım pazardan. değişik ot olarak reyhan alıyorum salatalara koymak için.

cinar dedi ki...

valla gel,
gel gel geeeeeel :)
gelmeden 1 hafta önce haber ver de senin odayı toplayayım biraz :)) Badem sana yol tarifi de verir. zaten otobana girdin mi Düzce'ye kadar geliyorsun. sonrası da dümdüz yol işte :)

cakiltasi dedi ki...

Aynı benim misafir odası gibi demek:) Annem neden bu yatağın üstü sürekli dolu ki acaba dedi geçen:)
Tamamdır valla ben de heveslendim şimdi:) Temmuz gibi belki randevulaşırız:)

Kek ve Kahve dedi ki...

bu ülkede bir mekanı seviyorsun, alışıyorsun, ertesi gün bir bakıyorsun yerinde loto bayii, ya da fırın, ya da arçelik servisi...
bu sanırım kültürsüzlük, köksüzlük,birden parayı bulma isteği ama bulamama durumu ile alakalı.
ben artık bir mekana bağlanmamaya çalışıyorum, kapanacak nasılsa:(

cakiltasi dedi ki...

sevgili kek ve kahve,

en güzelini yapmaya çalışıyorsun. hakikaten bu ülkede ne bir mekana ne bir binaya bağlanmamak lazım. o kadar çok buna benzer hayal kırıklıklarım var ki! hayallerini süsleyen dünyalar güzeli bir evin bir bakıyorsun yıkıldığını, yerine dünyanın en iğrenç yapısını kondurduklarını görüyorsun.
şimdi de istanbul'un gözde okullarına takmışlar. ben de bu habere acayip taktım bununlu ilgili bir post hazırlamak istiyorum. dediğin gibi köksüzlük problem bu! senden olanın kabulenememe. off off çok dertliyim çok:)