Pazartesi, Haziran 15, 2009

MADRİD BÖLÜM 1

Yazın gelmesiyle rehavet çöktü iyice.

Yazmak istediğim yazıları yazmaya üşenip duruyorum. Bir yerden başlamak iyi olacak.

Mayıs sonu Haziran başı Madrid'e gidip geldik.

Uyarmalıyım ki! Madrid gezimizin bu ilk bölümü çok da Madrid'le ilgili olmayacak.

Yolculuk 29 Mayıs'ta İstanbul'da başladı. 9 Haziran'da gene İstanbul'da sona erdi. Biletimiz Çek havayollarından olduğu için Prag aktarmalıydı. Nasıl bir havayolu olduğunu bilemediğim için rötar konusunda endişeleniyordum ama hiçbir sıkıntı olmadan gittik geldik.

Madrid'e apar topar gitme sebebimiz abimin bizi dört gözle bekliyor olmasıydı. Oraya gidip geldikten sonra anladımki iyi ki gitmişiz yoksa hiçbir şeyi halledemeden sıkıntı içinde kalırdı. Bizi karşıladıktan sonra gece yarısına doğru evinde olduk. Bir iki muhabbetten evi kolaçan ettikten sonra hemen derse oturdu. Şunu not düşmeliyim abimi taşımak yeni evine yerleştirmek ilk görevimizdi. Ne zaman taşınalım ben Pazar diye düşünmüştüm diyince yok yok dedim cumartesi taşınalım iş uzamasın. Şimdi eski evi olan ev Madrid'in merkezine epey uzak bir yerdeydi. Heralde İstanbul'daki Tuzla gibi bir şey. Ne zaman skype'tan konuşsak evin ne kadar uzak olduğundan, okula gitmek için 3 vasıta değiştirdiğinden, dersler yoğun olmaya başlayınca çok zorlanacağından bahsediyordu. Bir sürü ev gezdikten sonra bir evi beğendiğini tutacağını söyledi. Bizim geldiğimizde o evi tutumuştu. Tam da yeni aya girdiğimiz için her şey vaktinde olmuş oldu.


burası abimin ilk evinin manzarası daha çok şehir dışı yerleşim yerlerinden bizde de varolanlardan yazlık havasına bürünen sitelerden.



Ertesi gün de o dersinin başına oturdu biz de eşyaları toplamaya başladık. İşin iyi tarafı ev eşyalı olduğu için mobilya taşımak gibi bir derdimizin olmayışıydı. Bir de komik bir şey öğrendim Madrid'te taksilerin çanta başına 5 euro gibi bir para almalarını. Abimin evi toplarken sonunda 16 parça eşyamız oldu. Aklım bir türlü kesmedi. İspanyolların çoğu ingilizce bilmiyor. Anlaşmak el kol hareketlerine ve sizin öğrendiğiniz 3-5 kelime İspanyolcanıza bağlı. Taksi çağırma işini de abim arkadaşı vasıtasıyla halletti. İki taksi çağırdı eşyalar ve bizim için. Ancak taksinin biri kocaman gelince diğer taksiye gerek kalmadı bir de her parçaya ayrı para verme derdi de. Sadece diğer taksiyi çağırdı diye bir 10 euro ile kurtardı. Cumartesi saat 16.00 gibi yeni evine 16 parçamızla taşındık. Yeni evin ciddi bir temizliğe ihtiyacı olacağı belliydi. Ancak işin vehametini o gün anlayamadık.



ikinci evinin yatak odası balkonu

Ivır zıvır bir şeyler yaptıktan sonra. Akşam abim okul arkadaşlarının bir organizyonuna götürdü beni. O kadar yorgundum ki hiç gitmek istemedim. Gene de uyuzluk yapmadım. Bir klüpte oldukça geniş bir klüpte saat 22.00 gibi kokteyl havasında toplanılmıştı. İspanya'da ve de Madrid'te klüpler için hayat saat 24.00 için bile erken gerçekten daha geç doluyor hatta 04.00'te ya da 05.00'te bunu daha sonra anlatacağım. Bizim gittiğimizde bizden başka kimse yoktu. Abim beni insanlarla tanıştırdı. Ayakta olması küçük küçük topluluklar halinde tanışmak gerginliğimi azalttı. Dünyanın her yerinden insan vardı. Meksika, Brezilya, Kolombiya, Japonya, Kore, Norveç, Kanada, İtalya, Fransa... Unuttuklarım da vardır belki. Çoğu kocasını, karısını, nişanlısını, sevgilisini almış da gelmiş. Sevimliydi hepsi özellikle Norveçli çifte bayıldım. Bu kadar sıcak olmalarına çok şaşırdım. Abime dönüşte hem de Norveçlilerdi ne kadar ilginç diye sayıkladım. Biz saat 01.00 gibi evin yolunu tuttuk. Kolombiyalı kalabilirsin bizimle sıkıntı olmaz diye böyle koruyucu bir halde söyledi ama benim zaten öyle bir derdim yoktu ancak yorgunluktan ölmek üzere olduğum için eve gitmeyi tercih ettim. Eskiden olsa illa da kalacağım diye tuttururdum yaşlandım mı ne:)

Eve geldiğimizde annem çoktan horlamaya başlamıştı:) Ben de tabii hemen aynı moda geçtim ancak gece siz diyin 04.00 ben diyim 05.00 bir ciyaklamalar, sesler, gülmeler, bağrışmalar gelmeye başladı. Hiç kalkıp ne oluyor diye bakacak halim olmadığı için tekrar sızdım. Annem kalkmış bakmış tam abimin evin aşağıda bir gece klubü varmış. Önünde deli gibi sıra kağıda bakılıp içeri öyle giriliyormuş. İşte Madrid böyle bir şeydi demek.


Ertesi gün abimi okuluna ders çalışmaya göndermeden evvel mutfak tezgahın altının görüntüsü hiç hoş gözükmediği için ben buzdolabını, bulaşık makinası çekmeyi önerdim. İşte o an aslında neyle karşı karşıya kaldığımızı anladık. Ev 20 yıldır temizlenmemişti. Ve büyük ihtimal köpekli bir evdi. Belki de ofis olarak kullanılmıştı. Ha bu arada bir ara da alışverişe gittik belki bir önceki gündü bir sürü temizlik malzemesi ile dönüp yere dizdik aldıklarımızı. Keşke fotolarını çekseydim:)




karşılaştığımız manzarının işte bir kısmı böyleydi.
Şimdilik bu kadar devamı daha sonra. Pazartesi temizliğe ara verip Madrid'te ne varmış ne yokmuş görmeye çıktığımızı yazacağım.

6 yorum:

cinar dedi ki...

o la la demek istiyorum sayın seyirciler. içim gitti içim :)) valla da gelirim bir dahaki sefere! :)
abinin yeni evine bayıldım ya. küçük, az eşyalı, tam benim kafaya göre. perde rengi de süper gitmiş yatak odasına :)
devam devam.. :)

cakiltasi dedi ki...

çınarım üşenmezsem roman edasında yazmaya devam edeceğim. perdeler evin kendisinde vardı. evdeki en güzel şey onlardı:)
gerçekten az eşyalı kulanışlı bir evdi. kendi evimin ıncık cıncıklığı düşününce. benim böyle bir evimin olması zor gibi:)

Anne ve kızları dedi ki...

Kolaylıklar diliyorum temizlik konusunda,işiniz zor görünüyor:))

cakiltasi dedi ki...

anne ve kızları zordu gerçekten yaptık geldik:)
sonra da evin temizlenmiş haline bakıp bu günleri görebilecek miydik dedik:)

cinar dedi ki...

senin evin de çok şeker ama :)

cakiltasi dedi ki...

sağol cicikom:)