Çarşamba, Eylül 24, 2008

SONBAHARDA ANKARA.

Bir sürü bebek ve çocuk blogu var zaman zaman bazılarını okuyorum. Bizim veletler niyeyse çok disiplinsizler. Kuzenimin karısı Alman. Çok tatlı biri. Çocuklar da son derece akıllı disiplinli ve uysal. Bana öyle göründüğünü söylüyorlar ama gene de ben ne kadar kötü olabileceklerini tahmin edemiyorum. Gittim misket oynuyorlar. Ben de oynayayım dedim. Hemen başka bir oyunun misket benzeri cam toplarını buldular. Kaçta yatıyorsunuz dedim. 20.00 dediler. Yaşları da öyle ufak değil. Biri 11 yaşında biri 7 yaşında. Misket oynadık bir saat keyifle. Eski günler aklıma geldi. Abimin misketleriyle oynadığım günler. Sonra yemek yedik. Sonra televizyona baktık. Cnbc-e de According to Jim ve Two and a Half Men. Belaltı espiriler çoktu şansımıza ay dedim seyretmemeleri mi gerekir acaba:) Sonra two and a Half Men reklama girdi. Haydi dedim yatalım. Hooop hiç gıkları çıkmadan yataklarına gittiler. Kuzenler nasıl diye sorunca. Dedim ki kaymak gibi çocuk bunlar ne var ki bakmakta.

Bu arada Kuzenimin ve Zuzi'nin macerası da ayrı bir gönderiye konu olacak bir hikaye. 97' yılında evlendiler ama öncesinde 12 yıl uluslararası bir aşkı sürdürdüler. Dile kolay.


Sabah evden çıkarken karşıdaki duvarın üzerinde tanıdık bir şey gördüm baktım benim atkı:) Biri bulmuş koymuş kenara. Dün kuzen beni bırakırken dağıtmışım heralde. Amsterdam'da da belime bağlı tişörtü düşürmüşüm geri dönüş yolunda pat diye önüme çıkmıştı. Allahtan buluyorum. Yoksa ne ara kaybettiğimi de hatırlamayacağım ve çıldıracağım:)


Elimde Buket Uzuner'in İstanbullular romanı var. Hem hoşuma gidiyor hem de ağızdaki sakız gibi büyüyor hissediyorum. Ankara yolunda bitirebilirim belki. Ankara kesinleşti bu arada 10 günlük tatil gibi bir şey olacak. Doktor kontrolümü de yaptıracağım ama kan işi hastane tatil olduğu için öbür pazartesiye kalacak. Denize gidemiyoruz ama bohem bir Ankara hayatı beni bekliyor. Ev boş netice de :)

Bir sene ne çabuk geçiyor geçen seneki bayramı hatırlıyorum da. Gene de Ankara'ya gidiyorum diye çok mutluyum. İlk başta İstanbul'da ve Ankara'da olmak fikri dayanılmaz gelmişti ama şimdi güzel bir alternatif olarak geliyor. Sonuçta sonbaharı güzeldir güzel şehrimin.

4 yorum:

pino dedi ki...

yenilenmiş ben ile ankara daki bekar evine şarabımla geleceğim:))

cakiltasi dedi ki...

pinom ben de tazelenmiş ve yenilenmiş ben ile seni peynirimle bekliyor olacağım :))))

ps: hani bir kere bizim evde rakı içiyorduk da abinlere basılmıştık hatırlıyor musun gerçi onlar farketmemişti hehehe.

pino dedi ki...

tabi ki hatırlamıyorum :D
sevgiler Dory :)))
ben kimim..
sen kimsin :))

cakiltasi dedi ki...

hahaha hatırlasan şaşardım. gelince ayrıntıları ile anlatırsam belki bir ışık yakabiliriz. hışş şu meşhur defteri de getirmeyi unutma. kazanova halt etmiş yanımda:)))