Çarşamba, Temmuz 02, 2008

ZÜLFÜ LİVANELİ'NİN YAZISI


Zülfü Livaneli'nin bugünkü yazısı.


Madımak, Latife Tekin ve gözaltılar


Cehenneme giden her yol küçük adımlarla başlıyor.
Eğer bu yanlış adımla hesaplaşmazsanız,
yanlış giderek büyüyor ve sizi boğmaya başlıyor.

1993 yılında Türkiye’nin yüz akı olmuş aydınlarını
Madımak Oteli’nde yakanlar,
katledenler gerektiği gibi cezalandırabilinse,
gericilik bu kadar azgınlaşamazdı.

Eğer toplum vicdanı Pir Sultan Abdal’ı anmaya
giden 33 masum aydının hesabını
sorabilseydi Türkiye bugünkü varlık yokluk
kavgasına gelmezdi.

Eğer dönemin “sol” hükümeti Vali’nin sözüne
inanarak eli kolu bağlı
beklemek yerine, kendilerine “imdat”
telefonları açan aydınlara kulak
verseydi bu acılar yaşanmazdı.

***

Büyük trajediler hiçbir zaman unutulmaz,
hatta yetkililer tarafından
özellikle unutturulmaz.

Gelişmiş toplumlar bu konuda çok hassastır.
Çünkü o acıyla yüzleşmeniz,
hesaplaşmanız, trajedinin tekrarlanmasını önler.

Bizde tam tersine Madımak’ı unutturma
çabası var.

Böyle bir trajediyi hiç olmamış sayalım istiyorlar.

Kurbanların anısını yaşatacak bir müze yerine,
aynı yerdeki bir
et lokantasını savunuyorlar.

Böyle vicdansız, ahlaksız bir sistem olur mu?

***

Yazarlara, muhalif aydınlara tahammülsüzlük
bu kez de Latife Tekin
örneğinde kendini gösterdi.

Tekin’i susturmak istediler, mikrofonunu kestiler.

Daha sonra da “alkollü” olduğunu ileri sürerek
sözüm ona yazarı suçladılar.

Çünkü bunların dilinde bir kadının “alkollü” olması,
her türlü hakareti hak ettiği anlamına geliyor.

Utanç verici!

***

Dün Türkiye yeni gözaltılarla sarsıldı, adeta
şoka uğradı.

Belli ki hesaplaşma süreci doludizgin gidiyor ve
her türlü köprü atılıyor.

Ben gözaltına alınların çoğunu tanımam, bilmem.
Ama Mustafa Balbay’ı bilirim. Balbay darbeci değil,
darbelerden
çok çekmiş bir aydın arkadaşımızdır.

En kısa zamanda serbest bırakılacağından eminim.

Ama Türkiye nereye gidiyor derseniz; hiç iyi bir
yere gitmediği belli!

Bu son hamleden bırakın Türkiye’yi, AKP de
hiçbir şey kazanamaz.
Belli ki panik içinde alınan kararlar bunlar.

Kutuplaşma sertleşiyor.

2 yorum:

esintiler... dedi ki...

Böyle günlerde bende böyleyim...
2 Temmuz yüzkarası günü için yazı yazacaktım ama 1 temmuz'da başka bir yüzkarası durumla karşılaşınca nevrim döndü resmen... Bende inan kendimi tuta tuta yazıyorum... Yazıp da yayınlamadıklarımda "taslaklar" da bekliyor...
Korkumdan asla!
Ama insanların yazılanalara sahip çıkmadığını görmek daha da acı veriyor bana...
Bakın yazılanları okuyabilsek!
Gerçekten soruyor insan böyle durumlarda:
"sahiden biz kaç kişiyiz?"

cakiltasi dedi ki...

sevgili esintiler,
bizi düğüm düğüm yapan o kadar çok şey oluyor ki şu memlekette ne yazık ki.düğümler gün gelir çözülür umalım.