Perşembe, Temmuz 23, 2009

OLAN BİTEN

Geçtiğimiz hafta sonu ve bu hafta benim için hareketli geçti.

Hafta sonu köye gittim geldim. Her sene tesadüfen yazdığım köy yazısını bu sene de yazarak fotoğraflarla süslemek istiyorum. Ancak bir sonraki gönderide olur. Tabii aradan aylar geçmez ise. Nitekim daha Madrid serimizi tamamlamadım.

Abim Ankara'daki bir arkadaşının düğünü için geldi gitti. Ben de o sıra köye gittim. Babam da Ankara'ya. Bizim aileye uzaktan bakan, belki tuhaf karşılıyordur. Ama biz hep böyleydik. Annem ayrı yerde, babam ayrı yerde, abim ayrı ben ayrı yerde. Bu hafta sonu üçü biraraya geldiler. Belki Ağustos'ta dördümüz biraraya geliriz. Genelde eşler kocalarını yalnız bırakamaz ya ! perişan olur şimdi o ya da perişan olmuştur diye. Valla bizde öyle bir şey söz konusu değil kimse yalnız kaldığı için perişan olmuyor. Annem yokken babam bana yemek yapardı. Hatta babamın bana hadi Çağıl şunu ütüle ya da bana çay koy dediğini bile hatırlamıyorum. Tabii babamın da kendine göre törpülükleri var ama ben böyle bir aile olduğumuz için çok mesudum.

Abim ve Yumuk'un karşılaşması hayli hoştu. Abim odasının kapısını kapalı yatmayı sevmediği için Yumuk'u banyoya koyalım dedi. Ben ohh my god dedim. Sen bebeğini banyoya tıkar mısın hiç. O da ne var ki dedi. Ben onu o beni kafadan kontaklıkla suçladıktan sonra odaların kapısı kapatarak uyuduk:) Bu hadise cuma akşamı oldu. Cumartesi o Ankara'ya ben köye gittik. Pazar ikimiz de aynı saatte döndük. O ders çalışmaya çalıştığı için ben erken yattım. Yumuk orada burada hiperaktivitesini giderdi sanıyorum. Abim yattıktan sonra benim başıma geldi ve saat sanırım 3'e kadar Simon's Cat'de olduğu gibi (
http://www.youtube.com/watch?v=w0ffwDYo00Q) cebelleştik. Yarı uyur uyanık halde sonra kapı dışarı ettim. Abim kapısını kapamadığı için gece 3 kere uyandırmış:) Dedim ki normal hahaha. Hayli komiğiz eve biri geldi mi:) Gevezecim sen hiç korkma bu anlatıklarımdan.

Pazartesi günü de bir sürpriz oldu ve Deep Purple konserine davetiye ile gidebildim. Birileri gitmiyormuş. Arkadaşım gelir misin dedi. Gelmem mi dedim. Ancak arabamı çiziktirdim. Bedava konser bana böyle patladı. Götürmedim tamire ama gitse hayli dötümüze kaçmış olacak. Neyse varsın olsun.

Salı günü de Japonya'dan gelen bir arkadaşımız bende kaldı. Önce görmek istediği arkadaş, ailesi ve nişanlısı ile Ortaköy'de buluşmuşlar. Ben de yanlarına gittim. Geyik sonrası eve geldik. Arkadaşım Japonya'da arkadaşının kedisine baktığı için kedilere alışmış. İlgilenen biri geldi mi Yumuk hanfendü beni biraz rahat bırakıyor. Diğer kişiye yapışıyor:) Arkadaşım tırnaklarını kesti sağolsun. Ben de sen doktorsun rahat yaparsın bu işleri diyerekten destek oldum:) Kendisi kök hücre işleriyle ilgili doktora yapıyor. Ben de sordum birşeyler ama işte ne anladıysam o kadar. Bebeklerde klinik deneylerin etik olarak yasak olduğunu söyledi. Klonlama mlonlama işlerine karşı ama yapan yapıyordur belki.

Dün ve bugün sakindim. Yarın saçlarımı kestirmeye gideceğim. Çok paçozum. Cumartesi arkadaşın nişan sonrası etkinliği var böylece haftayı geçirmiş oluyoruz.

Haaa bir de Japonya'dan ısıtma bantlarım geldi sağolsun hakoşum. Ama çıplak tenine yapıştırma sakın yanarsın 60-70 derece kadar ısıtıyormuş dedi. Artık üşüme haberlerime son.

8 yorum:

çitlembik dedi ki...

:))))) ne komik ne tatlı şeysin sen yaaa! bu arada çitlembik yahu! senden başka bilen yok zaten bari sen iyi bil aaa!

bu arada korkuyorum ve korkularım günden güne artıyor, söyliim bak!

galiba bugün birkaç kişiye haber vereceğim blogumu yoksa anlamsız olacak ilk yazdıklarım daha sonra diye düşünüyorum doğru mu bilmiyorum. sen ne yapmıştın kuzum?

cakiltasi dedi ki...

çitlembiğim benim.
çitlembik yazıcaktım da yazılışını unuttum bakmaya da üşendim ondan öyle yazdım valla.

niye korkuyorsun şapşiriğim. illahi sürahi. illa tanıdıkların okumak zorunda değil ki! ben bir haber vermiştim sonra kimse iplemedi ki. şimdi de işime geliyor:) belki onların da dedikodusunu yapabilirim. bizim düdük okusa burada onun dedikodusunu yapabilir miydim:)evlenmesine karşı olduğumu az buçuk yazdım aşağıdaki yazılardan birinde.

yorum almak çok güzel bir şey insan okunduğunu bildikçe yorum aldıkça şevkleniyor haklısın. ben de çok yorum almıyorum ama gene de hoşuma gidiyor yazmak.

kendin için yaz öncelikle. senin dert ortağın burası. illa ki gelen giden olacaktır. yorum bırakmasa da senin yazdıklarından faydalanacak çıkacaktır.

çitlembik dedi ki...

canım gönül ablam! annenin değil senin adın gönül olmalıymış! :)

çitlembik dedi ki...

bi de bir şey daha dicem ben yorumları görmek için sırayla metinlere bakıyorum tekrar tekrar ama aslında bunu bana haber veren bi program olmalı di mi ?

çitlembik dedi ki...

tamam gönder derken gördüm yanıtların adrese yollanacağını ben unutup onu işaretlemeyi öyle gönderiyorum yorumu salak kafa alışamadım daha

cinar dedi ki...

yahu bir haftan bile ne kadar atraksiyonlu geçiyor be :) Yumuk da kime benzediyse artık! :)))
araban için geçmiş olsun, ama senin canına bir şey olmadıktan sonra çok da önemli değil. boşver gitsin.
ısıtma bantları nedir yahu? :)

cakiltasi dedi ki...

çitlembiğim, bu aralar cidden öyle bir fonksiyonum var gönül abla gibi hisseder oldum:)
yorumları ben de eskiden öyle her metine bakarak anlamaya çalışıyordum. sonra böyle faydalı bir fonksiyonu bulunca rahat ettim:)

çınarım,
sorma atraksiyon üstüne atraksiyon. yemeğe çıktığımda ankara'daki arkadaşlarımdan biri aradı. bir iyi bir kötü haberim var dedi. hangisini önce söyleyeyim dedi. kötü dedim. biz hafta sonu geliyoruz dedi. ben de kötüymüş evet dedim:) iyi haberin de ben alakası yoktu zaten.

yumuk'un artık bundan sonra asosyal olma şansı yok. yılışık bir kedi olacak hiç kaçarı yok.

ve sanırım bana benziyor evet:P

cakiltasi dedi ki...

çınarım ısıtma bantlarını anlatmayı unutmuşum sana.

bunlar böyle vücuduna kıyafet üzerinden yapıştırdığın yuvarlak pilastik gibi şeyler. ne şekilde çalışıyor bilmiyorum ama ayağının üşümemesini sağlıyor.