Çarşamba, Mart 05, 2008

SİVAS 93

Dün Sivas 93' e gittik. Bir kez daha tokat gibi çarptı ülkenin acı gerçeği, yobazlığı, işine gelene şiddeti. Unutmuşuz demek! halbuki o dönem gazetelerden okumuştuk devlet büyüklerimiz ( büyük demeye dilimiz varmıyor ne yazık ki) ne açıklamalar yapıyor? Dava seyri nasıl gidiyor? Bilerek isteyerek 33 aydın insan büyük küçük müslümanlık kisvesi adı altında yakıldı. Ve herkes seyirci kaldı. Bu mudur müslümanlıktaki insan sevgisi, vicdanı. İnanın o insanlarla aynı havayı solumaktan utanç duydum dün.
Aradan 15 yıl geçmiş değişen ne var? Kocaman bir hiç!!! Malatya'da insanların boğazı kesildi. Ne oldu? Kocaman bir hiç!!!
Sizinle aynı ülkenin vatandaşı olmaktan dolayı utanç duyuyorum. Sizinle aynı havayı solumaktan, size benzeyen yöneticiler tarafından yönetilmekten. Hiçbir vasfı, bilgisi, birikimi olmayan, sadaka ekonomisiyle ülke yöneten, takkiyecilik sıfatları olmuş, ülke sevgisi nedir bilmeyen, ülkeyi parsel parsel satan, at gözlüklü, sonradan görme, biçimsiz, zevksiz, rüküş, çirkin, vurguncu yöneticilerden neftet ediyorum ve utanç duyuyorum.
Utanmadan Almanya'da yangın yüzünden ölen vatandaşlarımız için gözyaşı dökerken burada yakılan insanlarımız için kocaman bir ne olmuş çıkabiliyor o sevimsiz ağızlarınızdan . Aziz Nesin az demiş bu ülkenin % 80 ni aptal. Sizden ne köy olur ne kasaba. Orta çağ karanlılığını hakkediyorsunuz öyle de yaşıyor ve davranıyorsunuz.

Anlamadığım kadınların, kızların buna gönüllü olması. Kusura bakmayın ama benim göz zevkimi bozuyorsunuz giydiğiniz palyoçaya benzeyen kiyafetlerle.

Sizinle aynı otobüse bindiğim, aynı marketi kullandığım, ayın şehri, ülkeyi paylaştığım için utanıyor ve tiksinti duyuyorum. Gözlerini kan bürümüş, insan demeye bin şahit isteyen şeriat yanlısı insacıklar. Siz hiçbir şeyi hakketmiyorsunuz. Yazıklar olsun !!!!


Sivas 93'le, yaşananlarla ilgili Cumhuriyet Pazar'dan bir alıntı.


Cumhuriyet Pazar - Miyase İlknur,

Unutmayın diye SIVAS 93

Genco Erkal, 2 Temmuz 1993'te yaşanan Sıvas katliamını sahneye taşıdı. Görsel tasarımıyla o günü ve duruşmaları an an yaşatan Sıvas 93'ün müzikleri Fazıl Say'a ait. Erkal'ın amacı katliamın unutulmasını engellemek ve tüm Türkiye'yi bir yüzleşmeye çağırmak. Çünkü bu yüzleşme yaşanmadan ne gelecek var, ne de sükûnet...

Unutmak sorumluluktan kaçmaktır. Bunun için Sıvas, toplumsal hafızadan en çabuk, en hızlı atılan katliam oldu. Dahası sözü ve erki elinde tutanlar 2 Temmuz 1993 ve o gün yakılan 33 kişiyi tarihten silmek istediler. Politikacılar, köşe yazarları "Yeter artık, unutun" dediler, hatırlatmayı insan olmanın sorumluluğu sayanları hain, bozguncu ilan ettiler ve bir daha tekrarlanmasın diye bellekleri diri tutmak isteyenler giderek azaldı. Dahası, otelin alt katına bir kebapçı açıldı ve o gün misafirlerinin yakılmasını seyreden ve seslerini yükseltmeyen Sıvaslılar "Madımak müze olsun" talebiyle hop oturup hop kalktılar. Sonunda Kültür ve Turizm Bakanlığı otelin müze olamayacağına dair gerekçelerini de hazırladı ve mülk, insan hayatının ve vicdanının önüne geçti...

Oysa yakın tarihimiz bu unutmaların ağır bedelleriyle yüklü, dahası her unutulan katliam, yenisinin hazırlayıcısı oldu, Maraş, Çorum, Malatya, Sıvas, Gazi...

Ancak 1993 Sıvas'ının unutulmasına karşı duranlar da var. Genco Erkal bu duruşunu sahneye de taşıdı, Sıvas katliamını yazdı ve sahneye koydu. "Sıvas 93" adlı belgesel-oyunun müziklerinde Fazıl Say imzası var. "Sıvas 93"ü Genco Erkal'la konuştuk.

- Muammer Karaca Tiyatrosu'nun sanat yaşamınızda önemli bir yeri var sanırım.

Evet, evet. Ben ilk profesyonel sahneye burada çıktım. 1959 yılında Müşfik Kenter'in Devlet Tiyatrosu'ndan ayrılıp İstanbul'a geldiği sezon, ben de profesyonel oldum. Neredeyse elli yıla geliyor. Buralardan çok geçtik, onun için Muammer Karaca Tiyatrosu'nun sanat yaşamımda böyle bir yeri var.

Bütün çabalar, Madımak Oteli'nin müze olmasının önüne çıkarılan yasal engeller de geri tepti, Sıvas katliamı unutturulmayacak. Genco Erkal katliamı, tanıklarına, mahkeme tutanaklarına ve yazılanlara dayanarak oyunlaştırdı. Sıvas 93 belgesel bir oyun, sahnede 2 Temmuz'u bire bir canlandıran görüntüler belleklerin üzerine atılan örtüyü de kaldıracak. Oyunun müzikleri Fazıl Say'a ait... Genco Erkal "Eğer bir daha böyle bir şeyin yaşanması gerçekten istenmiyorsa, bu toplumun Sıvas Katliamı ile sonuna kadar hesaplaşması gerekir" diyor "Oyunu yazmamın nedeni de bu".

- Geçmişteki oyunlarınıza baktığımızda çok ilginç türde oyunlar görüyoruz. Tek kişilik oyunlar, senfonilerin üzerine kurulmuş oyunlar. Sıvas Katliamını "Sıvas 93" adıyla sahneye koyuyorsunuz. Bu, belgesel tarzda ilk oyun mu?

İlk değil. Daha önce 1971'de, Küba Devrimi üzerine "Havana Duruşması" oyunumuz vardı. Bir yıl sonra "Soruşturma" diye bir oyun oynadık, Almanya'da Nazizim'in iktidara gelmesini, toplama kamplarını ve mahkemeleri konu alıyordu. Allende iktidarı ile ilgili bir oyun, "Şili'de Av"ı yaptık. Bir de "Alpagut Olayı" diye Türkiye'deki maden işçilerinin grevini anlatan bir oyunumuz vardı.

- Kemal Türkler'i Türkiye'ye tanıtan işçi eylemi...

Evet. Sizin anlayacağınız, yerli yabancı bir hayli belgesel oyun deneyimimiz var. Fakat, böyle baştan sona görsel malzeme eşliğinde, tamamen gerçeklere dayanan bir belgesel oyun galiba ilk kez yapılıyor. O nedenle biz de çok heyecanlıyız. Nasıl üstesinden geleceğiz, bu işin? Siz teksti okudunuz biliyorsunuz, ama sahnede, sözlerin ötesinde boydan boya o gün Sıvas'ta çekilmiş fotoğraflar, filmler akacak, izleyici gerçeği bire bir görebilecek. Ben oyunu yazarken bir tek cümlesini kafamdan uydurmadım. O gün orada bulunan kişilerin tanıklıklarından, gazete söyleşilerinden, mahkeme tutanaklarından Şanal Saruhan'ın girişimiyle Barolar Birliği tarafından yayımlanan ve konuyla ilgili yazılmış diğer kitaplardan yararlandım. Her şey bire bir gerçektir. Çok üzülerek söylüyorum: Bir şey uydurdum zannedilmesin, maalesef bu acı bire bir gerçektir. İnsanlar bu gerçeği duysunlar, görsünler istiyorum. Bu gerçekle yüzleşmeden olmaz. Eğer gerçekten bir daha böyle bir şey yaşanması istenmiyorsa, bu toplumun Sıvas Katliamı ile sonuna kadar hesaplaşması gerekiyor. Oyunu yazmamın gerekçesi de bu.

- Sıvas Katliamının belgesel tarzda sahnelenmesi bugüne ilişkin kurgunuz mu, yoksa ilk andan beri oyunu böyle mi tasarladınız?

Katliamdan bu yana olan gelişmeler, genel gidişin daha iyiye değil, daha kötüye gittiğini gösteriyor. Özellikle son seçim sonuçlarından sonra ortaya çıkan tablo, sonraki politik gelişmeler, bu konuların üzerinde çok dikkatlice durmamız ve uyarı görevi yapmamız, nasıl bir mücadele sürdürülecekse ona göre kendi yolumuzu çizmemiz gerektiğini gösteriyor. İlk düşüncem katliamın 14. yıldönümünde, Cumhuriyet gazetesinde çıkan Dikmen Gürün Uçarer'in yazısıyla oluştu. "Bu kadar önemli konu var, niçin bizde belgesel oyun daha çok yazılmaz" diyerek Madımak olayını örnek gösteriyordu. Böyle bir yazıyı daha önce de yazmıştı, ben de her okuduğumda hak vermiştim. Sonra kendi kendime "bunu niye ben yazmıyorum" dedim.. Bugüne kadar Can Yücel'den Aziz Nesin'den, Nâzım Hikmet'ten pek çok uyarlama çalışmaları yaptım.

- Ama onların sözleri, şiirleri, öyküleri vardı, size yol gösteren...

Evet, ilk kez özgün bir oyun yazdım. "Buna nasıl cesaret edeceğim" diye çok düşündüm. Kendime bir süre koydum. Önce "Bütün belgeleri toplayayım, eve kapanıp okuyayım, inceleyeyim ve beş on sayfalık bir şey deneyeyim" dedim "Eğer gözüm keserse yapmaya kalkayım". Dostlar Tiyatrosu'ndan oyunculuk öğrencim, Sıvas Davası'nda ailelerin avukatlığını üstlenen Şanal Saruhan'a başvurdum. Arkasından Zeynek Altıok, ve katliamdan kurtulan, kendisi de bir tiyatrocu olan Serdar ile kardeşi Serkan Doğan'la görüştüm. Bu konuda yazılmış bütün kitapları, dergileri bana, bu arkadaşlar sağladılar. ben sahafları dolaşıp kitaplar topladım. Sıvas üzerine yazılmış şiirleri topladım. Eve kapandım, bir süre sonra nasıl bir oyun olacağını görmeye başladım ve tam kararımı verdim. O günden bugüne altı ay geçti ve oyun seyirci karşısına çıkmaya hazır hale geldi. Bütün arkadaşlarım bu oyuna büyük bir tutkuyla bağlandılar. Çok emek verdik, bu olayın önemine yaraşır bir oyun olmasını istiyoruz. Artık son sözü seyirci söyleyecek.

- Yine tek kişilik bir oyun mu bu?

Hayır hayır, yedi kişi görev alıyor bu oyunda. Hepimiz anlatıcı rolündeyiz, ama zaman zaman bazı kişilikler değişiyor. Ben bir ara Aziz Nesin, bir ara Sıvas Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu oluyorum. Bütün arkadaşlar zaman zaman belli rollere girip çıkıyorlar, ama genelde bir anlatıcı tavrı içinde. Oyunda zaman Sıvas'a geldikleri anda başlıyor, mahkemenin sonuna kadar sürüyor ve oyuncular bütün olayı anlatarak oynuyorlar. Kimse belli bir kişilik değil. Herkes anonim.

- Müzikler Fazıl Say imzasını taşıyor. Daha önce de birlikte çalışmıştınız.

Evet, Say şu sıralar yurtdışındaki yoğun konserleri nedeniyle yeni bir beste yapamayacağını, fakat bütün bestelerini istediğim gibi kullanabileceğimi söyledi. Ben de onun daha önce Can Dündar'ın Nâzım belgeseli için yaptığı müziklerinden, Metin Altıok ve beraber yaptığımız Nâzım oratoryosundan, Kara Toprak bestesinden, İpek Yolu ve Anadolu'nun Sessizliği konçertosundan derleme bir müzik yaptım. Geçen gün onayını almak için provaya çağırdık, hem oyunun konusu, hem politik içeriği hem de tiyatro dilinde anlatma biçimimiz onu çok heyecanlandırdı. Zaman zaman kareografi, dans giriyor oyunda, müzik ağırlıklı bölümler var. Say bunları da sanatsal açıdan çok üst düzeyde buldu ve müziklerinin de çok yerli yerinde kullanılmış olduğunu söyledi. Onun bu değerlendirmesi bizi çok rahatlattı.


TEPKİLER OLACAKTIR...

- Sıvas 93 kaç kez sahnelenecek? Gazetelerde yedi oyun tarihi yer alıyor, bu kadar kısa mı?

Hayır. Salonun sahibi olan Beyoğlu Belediyesi aylık program yapıyor, biz de sadece Ocak ayının programını yaptık. Şubat'ı Ocak ayının sonunda planlayacağız. Tabii bu oyun gördüğü ilgiye bağlı olarak bu yakada da, karşı yakada da -Caddebostan Kültür Merkezi ile Kadıköy Halk Eğitim Merkezi- fırsat buldukça oynayacak. Yurtdışında bir iki festivalden çağrı aldık, bu çağrı ve önerileri bir araya toplayıp bir program yapmamız lazım. Ben oyunun çok ses getireceğine, büyük ilgi göreceğine inanıyorum. Bütün Anadolu'yu gezeceğiz, ay sonunda İzmir'e bir turne var. Biliyorsunuz, biz her yıl bütün Anadolu'yu iki kez dolaşırız.

- Belki oyuna tepkiler de olacak?

Mutlaka olacaktır. Bu, yürekli bir oyun. Biz artık bu yola baş koyduk. Her türlü tepkiyi göğüslemeye hazırız.

- Sanat yaşamınıza baktığımızda politik tiyatro Genco Erkal'ı, Genco Erkal da politik tiyatroyu öne çıkartmış ve ikisi özdeşleşmiş gibiler. Son dönemlerde politik tiyatronun hızı biraz kesilmiş görünüyordu. Bu oyunla politik tiyatro yeniden perdelerini açıyor diyebilir miyiz?

Bundan dört beş yıl önce oynadığımız "Yaşasın Savaş" oyunu tam Irak işgalinin başlamasının arifesinde, insanları savaşa karşı uyaran, ABD emperyalizmini yargılayan bir oyundu. Hemen hemen bütün oyunlarımızda politik bir duruşumuz, sözümüz vardır, ama güncel ve bizden bir olay olarak uzun zamandır bu kadar denk düşen bir oyun sahnelenmedi.

>

Ê

7

5

6 yorum:

Biyo dedi ki...

Harika bi yazı.
Teşekkürler çakıltaşı!

cakiltasi dedi ki...

sağol biyocum. çok dellendim. bir arpa boyu yol alamadığımız gibi. alınan yollardan gerisin geri gidiyoruz :(

cinar dedi ki...

Canım ne kadar haklısın yazdıklarında. Benim de midem bulanıyor. Bunu özgürlük olarak sayan o insancıkların yanından geçerken bile midem bulanıyor!
Ne zamandır gitmek istiyoruz bu oyuna. Ama aylardır gelemedik İstanbul'a. Eminim oyundan çıktığımda ben de celalleneceğim, okuduklarımla bile bu hissi yaşıyorsam kimbilir gördüğümde neler hissedeceğim. Senin benim gitmem, senin benim gibilerin unutmaması bir şeyi değiştirmiyor. Önemli olan o "biz"den olmayan insanların örümcek kafalarının aydınlığa kavuşması.
Üniversite elektronik posta grubumuz var. Orda da sürekli tartışmalar yaşanıyor. Sınıf arkadaşlarımdan ve hatta şu an meslektaşım olan insanlardan biri imam hatip lisesi mezunuymuş. Duyduğuma inanamadım. Ve kalkmış bana yobazları savunuyor kendi de yobazın önde gideni olarak. Kendimden utandım o an. O insanla aynı okulda okumaktan dolayı utandım ve kendimi çok aptal hissettim inan.
Yaşayacağımız çok şey var daha :(

cakiltasi dedi ki...

Öyle çınarım, biz biliyoruz neler olduğunu. İş bu örümcek beyinlilerin aydınlanması, akıllanması. Aaaa baksana ülkeyi satıyorlar bizi türbanla uyutuyorlar demesi. Hafta sonu oldu ya. İyice doldum orada burada neler oluyor okuyunca. Umarım günün birinde bunlar kabusmuş diyebiliriz.
Öptüm kocaman

benizma dedi ki...

ben bu oyunun sivasada gelmesini istiyorum..gerçekten merak ettim oyunu.......

mustafa koç dedi ki...

bazen söz bitiyor.burada olduğu gibi.içimi yine büyük bir sıkıntı kapladı...''auschwichten sonra şiir yazmak barbarlıktır'' der T. Adorno peki ya sivastan sonra...

hazırladığım siteye bir göz atarsanız sevinirim...
http://kocmustafa.blogspot.com