Cuma, Mart 07, 2008

GÜNDEMDEKİLER

Başılığı atınca dedim bu isimde bir program vardı. Kimindi? Neredeydi? İnternetten baktım ki Murat Birsel'in programıydı hatırımda kalan.

Valla bizim gündem bence hiç iç açıcı değil.



Danıştay din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin mecut içeriğiyle zorunlu tutulmasını hukuka aykırı bulmuş. Hemen bardakgillerden bardakçıbaşı buyurmuş yargı dine karışmasın. Yuh mu desek acaba çok mu ileri gideriz. Türban takanlar zulüm görüyor diyenlere. Zorunlu din dersinin aslında kendi dinleriyle alakası olmayan çocuklara okutulması bir de geçme kalma stresi yaşatılması zulüm değil de ne!!! Ben lisede din dersinde kalıyordum neredeyse. Neden o duaları ezberlemek zorundaydım acaba bi açıklaması var mı????Hem de kendi dilimde anlamını bilmeden.

Mustafa Mutlu 'nun bugünkü yazısından alıntı pek güzel yazmış eline sağlık.

Danıştay 8. Dairesi, din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin mevcut içeriğiyle zorunlu tutulmasını hukuka aykırı buldu ya; Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu dün hemen bu kararı eleştirdi:
�Bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığı�ndan veya ilahiyat fakültelerinden görüş alınmadı. Gönül isterdi ki yargıçlar kişisel kanaatlerine, önyargılarına, kişisel tercihlerine göre değil, konuyu bilim zemininde ve o dinin bilgi metodolojisine göre inceleyip karar versin...�
Pes!
Diyanet İşleri Başkanı, aynı konuda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi�nin verdiği karardan sonra �Ulemaya sordular mı� diyen Başbakan�a özenmiş olmalı...
İyi de laik ülkelerde mahkemeler kararlarını ne sizin söylediğiniz gibi önyargılarına, veya kişisel tercihlerine...
Ne istediğiniz gibi �o dinin metodolojisi�ne göre verirler Ali Bey...
O kararlar �yasalar�a göre alınır!
Ama siz istiyorsunuz ki; yasalar bir yana bırakılsın, mahkeme kararları dini emirlere göre verilsin...
Bunun adı şeriat sistemidir ve bu sistemi savunmak suçtur!
Tabii; �dini metodoloji�ye göre değil, mevcut Anayasa ve yasalarımıza göre...

Başka bir konu da herkeslerden gizlenen hukukçulara, sivil toplum kuruluşlarından hiç kimseyle görüşülmeden Amerika'ya tartışılmaya götürülen sivil anayasa taslağımız. Gene pes vallahi. Utanmıyor musunuz bre allahsızlar. Şaka gibi inanın yani sinirlenmemek kafayı yememek mümkün mü?
Ve pek sayın %47 biz Amerikanyanın bi eyaleti miyiz acaba????

Berdel istemediği için öldürülen Batman'lı kız. Eee!!! bunun niçin ne yapıyorsunuz? Kadından sorumlu pek sayın devlet bakanımız Nimet Çubuklugil.

Çok uzun olunca insan okumaya üşenebiliyor ama bu yazıyı da buraya eklemek istiyorum.
Milliyet'ten Meral Tamer yazmış.

KAGİDER’in Brüksel’deki açılışında öfkeli bir bakan!

Kadın Girişimciler Derneği KAGİDER, Gülseren Onanç’ın başkanlığındaki yeni yönetim kuruluyla birlikte misyon değiştirdi.
Onanç’ın ifadesiyle “5 yıl önce girişimci kavramını kadınlar arasında yaygınlaştırmak için bir araya gelmişlerdi; ancak Türkiye’de kadına biçilen rolün iyi bir anne ve eş olmaktan öteye gitmediği, kadınların işgücü piyasasından hızla çekildiği bir ortamda kadın-erkek eşitsizliğini ortadan kaldırmak, kadın girişimcileri yüreklendirmekten daha acil bir hedef olarak ortaya çıktı.”
Ve KAGİDER, bu yeni misyonu doğrultusunda “AB yasalarının çok önemli bir araç” olduğu görüşünden hareketle, AB kurumlarıyla iletişimi güçlendirmek üzere Brüksel’de ofis açtı. Bir grup gazeteci olarak bizler de Brüksel’e giderek bu açılışa tanıklık ettik.
Yazar Elif Şafak ve Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ayşe Soysal, açılışta yaptıkları geniş ufuklu enfes konuşmalarla, Avrupalı parlamenterleri ve diğer yabancı davetlileri hayran bıraktılar. Hatta “Bize 2 esaslı konuşmacı armağan ettiniz. Bundan böyle toplantılarımızda biz de bu 2 Türk kadınından yararlanmak isteriz” diyerek KAGİDER’e teşekkür ettiler. İkisinin de İngilizceleri mükemmel, dilleri şiirseldi.

Çubukçu neden sinirli?

Kadın ve Aileden sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu‘nun, “Sessiz durursanız kısa konuşurum, sessiz durmazsanız siyasetçi olarak çok uzun konuşup canınızı sıkabilirim” cümlesiyle başlayan konuşması, davetliler arasında şaşkınlıkla karşılandı.
Gazeteci olarak bizler ise Çubukçu ile ilgili asıl düş kırıklığını, KAGİDER için ertesi sabah Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen toplantıda yaşadık.
Toplantı, Avrupa Parlamentosu (AP) Kadın Hakları Komitesi Türkiye Raportörü Emine Bozkurt tarafından düzenlemişti. Türkiye’deki kadın haklarıyla ilgili 2 raporun altında imzası bulunan Bozkurt, şimdi 3. raporunun ön hazırlığı içindeydi ve birkaç ay içinde tamamlayacağı bu rapor, AP Türkiye Raportörü Ria Oomen-Ruijten’in hazırlayacağı Türkiye İlerleme Raporu’na girecekti.

Fırsat Eşitliği Komisyonu

Bu bilgileri veren Bozkurt, 2. rapordan bu yana meydana gelen olumlu gelişmelere değindikten sonra, AB’ye 3 yıl önce söz verildiği halde bir türlü kurulamayan TBMM Kadın-Erkek Eşitliği Komisyonu’na lafı getirince Çubukçu:
“Başörtüsü sorunuyla ilgili olarak, hükümetin kararlı davrandığı zaman, kısa zamanda ne kadar büyük gelişmeler kaydedebileceğini, bir kez daha görmüş olduk. Kararlı olduğu bir konuda bu kadar hızlı hareket edebilen hükümet, üzerinde 3 yıldır çalışmalar yapılan TBMM Kadın-Erkek Eşitliği Komisyonu konusunda da, umarım verdiği sözleri en kısa zamanda yerine getirir.”
Biz gazeteciler de Çubukçu’ya bu konuda 1-2 soru sormaya kalkınca, birden serin kanlı Çubukçu gitti, Başbakan’ın son dönemdeki öfkeli ve tahammülsüz haline benzer bir Çubukçu geldi.
Soru sormaya teşebbüs eden biz gazetecilere “Demek ki bu komisyondan başka AKP’yi eleştirecek bir şey bulamıyorsunuz; bu da bizim başarımızdır” diye çatarak toplantıyı kısa kesti. Sonra da Emine Bozkurt’a “Bu konuları neden gazetecilerin önünde gündeme getiriyorsunuz” diye sitem etmiş.


İşte gündemden başlıklar ve konular. Daha çoook şey var ama sıkıcı olmak istemiyorum. Umarım güzel bir hafta sonu geçirir herkes.



2 yorum:

Biyo dedi ki...

Hüseyin Çelik de şöyle buyurdu:Yargıtay kararı ile din dersi zorunluluktan çıkartılamaz!CHPnin gönlü hoş olsun diye tavır alamam!Kararı uygulama imkanı yoktur!AB ülkelerinde zorunlu din dersi okutuluyor!"

Hani şu ahlaksızlığını aldığımız batının,avrupanın!
İşlerine ne geliyorsa yani çakıltaşı.Ver gitsin,at gitsin,sat gitsin!
Allah kahretsin!

cakiltasi dedi ki...

biyocum,
konular bitmek bilmiyor. hani şunu dediler ondan sonra oha bunu da dediler diyoruz.
RTE buyurdu en az 3 çocuk diye. Çıldırmamak elde mi? Onu dinleyebilecek potansiyeli görüp benim artı doğmamış çocuğum geleceğini kararttıkları için ne desem boş.